Parapsikoloji

Semra Özal Anlatıyor « Paranormal Olaylar

Anlatan: SEMRA ÖZAL Yer: ANKARA Tarih:1994

Bu olayı Semra Özal, gazeteci Lale Barçın'ın Paris'te yaptığı bir röportajında anlatmıştır ve Lale Barçın'ın izniyle posta gazetesinin gizemler dünyası ekinde yayınlanmıştır. "Kendimi hiç yalnız hissetmiyorum. Çünkü yalnız değilim.. Turgut bey hep benim yanımda, o hiç gitmedi. Böyle konuşunca çocuklar benim bunalımda olduğumu sanıyorlar. Bilinmeyene karşı merakım çok fazla, bu konuları araştırıyorum. Bugüne kadar bu tür yayın yapan televizyon, dergi, gazete ve kitapları yakından takip ediyorum. Orada sözü edilenlerin bir çoğunu ben bizzat yaşadım.

Turgut bey öldükten sonra apar topar İstanbul'a taşındım, Eşyalarla hiç ilgilenmedim. Turgut beyin çok sevdiği baş uçunda duran bir masa saati vardı; saat taşınma esnasında bozulmuştu. Manevi değeri benim için büyüktü, Ben de bu saati İsviçre'de tamir ettirmeyi düşünüyordum. Ertesi gece birden uyandım. Gördüğüm şey inanılır gibi değildi, ışıklar yanıp, yanıp sönüyordu. Saat ise birden kendiliğinden kurulmaya ve akabinde de çalışmaya başladı.

Yaşadığı diğer açıklanamayan olaylarla ilgili bilgi vermeyen Semra Özal "Ben bu tür konuları inceliyorum. Bir çok şeyin mantıklı ve bilimsel açıklaması var. Ruhani dünya ile bu dünya arasında kuvvetli bir bağ var" diyerek sözlerini tamamladı.

Nostradamus ve Kehanetleri « Genel

Alman yazar Kurt Allgeier, Nostradamus ile ilgili kitabında onu çağın en büyük astrologu olarak tanımlarken, onun aynı zamanda bir hekim olduğu gerçeğini de ön plana çıkartmıştır. O, birçok yorumcunun aksine, Nostradamus'u dünyanın sonunu haber veren bir kıyamet tellalcısı olarak değil, insanların yeniden dirliğe ve düzenliğe kavuşmaları olasılığının bulunduğunu müjdeleyen bir kahin olarak tanımlar.

Kurt Allgeier'in bu tanımlaması Nostradamus'un hayatını konu alan filmle de uyuşmaktadır. Hayatını konu alan film, kendisinin gizli yönlerini tüm açıklığıyla ortaya koyması bakımından önem taşır. Gelecekle ilgili kehanetlerini nasıl duru görü yeteneğini kullanarak aldığını film çok güzel gözler önüne sermiştir.

Kehanet olgusunu bilim dışı ve çağın gerisinde batıl bir inanç olarak gören ön yargıya verilen en güzel cevaplardan biri, Kurt Allgeier'in tanımlamaları ve açıklamalarıdır. Kimine göre büyük bir şarlatan, kimilerine göre ise dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük dehalarından biridir Nostradamus...

Yüzyıllar boyunca belirli bir geleneğe bağlı kalan Fransız Kralları, gelecekten haber veren bu kahinin Provence'deki mezarını bizzat ziyaret etmişlerdir. Nostradamus, yaptığı çalışmalarla "kahin ve astrolog" unvanına sahip olup da, kilise toprağına gömülen tek kişidir. Çünkü aynı iddiada bulunan arkadaşlarının bir çoğu, kilise tarafından büyücülükle suçlanarak yakılmışlardır...

Yüzyıllara damgasını vuran bu kişi kimdir?... Babası İsaşar adlı bir Yahudi kabilesinden gelmiştir. Söz konusu kabilede; Eski Ahid'de anlatılan birçok peygamberin yetiştirilmesi de bir başka ilginç ayrıntıdır...

14 Aralık 1503'de SaintRemy'de doğdu, 2 Temmuz 1566'da öldü. Ailesi Yahudi kökenli olmasına rağmen, o daha sonra din değiştirerek Katolik olmuştu. Genç Nostradamus klasik dil ve edebiyat öğrenimini tamamladıktan sonra Avignon'dan ayrıldı. Tıp okumak için 1522'de Montpellier'e gitti.

1525 yılında Montpellier Yüksek Okulu'na geçmiş, veba salgını çıkınca, hocaları ve öğrenciler kenti terk etmişti. Ancak o kentte kalarak veba salgım ile mücadele etmeyi seçmişti. Özel bir antibiyotik bularak kentte insanların birçoğunu kurtarmayı başardı. Bu, onu bir halk kahramanı yaptı.

1529 yılında doktorluk sınavlarını vererek diplomasını aldı. 1530 yılında profesör olduktan sonra görevinden ayrılarak Ager Şehri'ne gitti. Karısı ve çocukları çıkan bir salgında ölünce, muayenehanesini kapatıp 10 yıl boyunca Sicilya İtalya arasında dolaştı. Sonunda Salon'a yerleşti. 1544 yılında yine salgın hastalıklarla uğraştı.

1546-1548 yılları arasıda Aix Kenti doktoru olarak Veba'ya karşı başarılı bir mücadele verir. Salgının önlenmesinde büyük bir başarı kazanır. Sonunda ünü Paris Kralı'na kadar uzanır. 1556'da II. Henri, tıbbi danışmanlığından yararlanmak üzere onu Paris'e çağırdı. Gerçekte Kraliçe Calilerine de Medici oğullarının geleceklerini öğrenmek istiyordu.

Nostradamus geleceğe ilişkin birtakım vizyonlar görmeye başlamıştı. Ancak onun tarihe geçen ilk kehaneti Kraliçe Catherine'ye söyledikleridir. Kraliçe'ye şöyle demiştir: "Günü gelince üçü de aynı tahta oturacak..."

Kral II. Henri için de şunları söylemiştir: "Genç aslan çayırlar üstünde teke tek yaşlısını yenecek. Altından bir kafes içindeki gözünü delecek. Onun acılı bir can çekişmesi ile ölmesi için iki yara açacak..."

Kehaneti 1559 yılında gerçekleşti... Olay Margarete ile Savoye Dükası'nın düğününde meydana geldi: Düğün şerefine düzenlenen yarışmalarda Kral, genç Montgomery Dükü ile mızrak vuruşması yarışmasına katıldı ve korkunç bir kaza oldu. İngiliz'in mızrağı, Kral'ın altın miğferindeki tel örgü siperliği delerek gözüne saplandı!... II. Henri aldığı bu yara ile yaşamını yitirdi! Kehanet gerçekleşmişti!....

Nostradamus'un gerçekleşmeye başlayan kehanetleri birbirini takip etmeye başladı... Preslerin ölümleri, Fransa'da çıkan karışıklıklar, hep onun tarif ettiği şekilde meydana gelmeye başlamıştı.
Kehanetlerinin birbiri arkasına gerçekleşmeye başlaması bu konudaki ününü arttırdı. Gelecekle ilgili vizyonlar gören Nostradamus, bu bilgileri insanlara açık bir şekilde vermenin uygun olmadığını farketti ve belli bir süre sonra, gelecekle ilgili kehanetlerini, belli bir şifreli dil kullanarak üstü örtülü bir şekilde insanlara aktarmaya başladı. 1555'de, daha sonraları tüm dünyada geniş yankılara sebebiyet verecek olan kehanetlerini, dörtlükler halinde yazmaya başladı.

Bu kehanetleri ilk olarak "Lyon da Vrayes Centuries et Propheties" adı ile yayınlandı. Kitap yazarına çok büyük bir ün sağladı. Kitapda 1555'den 3797 yılına kadar geniş bir zaman dilimi içinde dünyada olacak önemli olaylarla ilgili Nostradamus'un kehanetleri bulunuyordu...

Nostradamus'un şifreli bir dil kullanmasından dolayı, kehanetler önceden pek anlaşılır özellikte değildi. Ancak kehanetteki söz konusu olaylar gerçekleşmeye başlayınca, kehanetin dili çözülebiliyordu. Zaten Nostradamus da kasıtlı olarak kehanetlerini bu şekilde şifrelendirmişti... Kısa bir süre sonra kehanetlerin gerçekleşmekte olduğu farkedildi.

Örneğin: Londra Yangını, Cromvel'in Kralı idam ettirmesi, Fransız Devrimi, 16. Louis'in ve Maria Antuanet'in idamları, Alman Fransız Savaşı, I. ve II. Dünya Savaşları, Mitler, Musolini, Churcil gibi liderlerin yaptıkları işleri, çağımızdaki buluşları, füzeleri, uçakları, denizaltılar, Aya Yolculukları, Yahudilerin İsrail Devleti'ni kuracaklarını ve daha birçok siyasal olayları şifreli bir dil kullanarak yüzyılların ötesinden insanlığa bildirmiştir... 1555 yılında, 3797 yılına kadar olacak olaylardan bahsedebilmesi onun kehanet gücünün büyük bir göstergesidir.

Kilise tarafından suçlanmamak için meydana gelecek bazı olayları, tarih sırasını değiştirmek zorunda kalmıştır. Çünkü kiliseyi yakından ilgilendiren ve kilisenin işine gelmeyen bazı gelişmelerden de kehanetlerinde bahsediyordu... Bunların başında Papalığın yıkılacağından söz eden kehanetleri bulunmaktaydı. Nitekim ölümünden sonra kehanetlerini içeren kitap, kilise tarafından zaman zaman yasaklanmıştır.

Nostradamus, kehanetlerinin ancak günü gelince anlaşılacağını; yine bizzat kendi yazdığı bir mısrada söylüyordu: "Geleceğin neler getirdiğini keşfedip saklayarak, büyük hükümdarların yaşantılarında...

Merak hiç bir şey söylemeyen, bir işkence sehpası... Her şey uzun bir sıra halinde dizilmiştir... İnsan onu ancak günü gelince öğrenecektir..."

Bazı yazılarından anlaşıldığına göre, Nostradamus doktorluk yaparken, teşhis ve tedavilerinde bir çeşit sezgi veya iç ses diyebileceğimiz bir yeteneğinden yararlanmakta ve bu yeteneği, o devrin birçok ders kitabından daha fazla işine yaramaktaydı. Onun tıp konusundaki yeni buluşlarına devrin otoriteleri ilk başta şiddetle karşı çıkmışlarsa da, salgın hastalıkları bu sezgisel gücüyle bulduğu yeni ilaçlarla durdurma konusundaki başarısı karşısında, herkes susmak zorunda kalmıştır.

İçten Gelen Ses

Tarihin çeşitli dönemlerinde yaşamış ünlü düşünürlerin de hep ifade ettiği bu mesele burada da karşımıza çıkıyor... Tıpkı Sokrat'ın "Daimonion"u, Atatürk'ün ESP gücü gibi, bunlar içten gelen sestir... Peki nedir bu içten gelen ses? Veya sezgi?... Doğal bir yetenek mi? Tanrısal bir güç mü? İşte günümüzde Yurtdışı'nda bilimsel anlamda araştırma yapan Parapsikoloji buna bir cevap aramakta, buna çözüm getirmeye çalışmakladır.

Duyular Dışı Algılamaların özel metotlarla geliştirilebileceği artık günümüzde kesin olarak bilinmektedir. Nitekim, Nostradamus'un da bu gücünü ortaya çıkartabilmek için büyük bir çaba harcadığı bilinmektedir. Bu amaç uğruna çok çaba sarfetmiş hatta bazı majik yöntemlere dahi başvurduğunu yine bizzat kendisi yazılarında belirtmiştir.

Elisabeth Belecour, "Nostradamus Tarihi" adlı kitabında, onun kehanetlerinin kökenini gizemli Eski Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarının kültürlerine bağlar.

Kehanetleri sağlayıcı görüntüleri alabilmek için Nostradamus'un bir dizi majik deney ve uygulamalara girdiğini en açık bir şekilde oğlu Sezar'a bıraktığı yazılardan anlıyoruz. O devirde simyacıların kullandıklarına benzer bir takım deneylerden söz eder ve sonunda bu seanslar bittiğinde aşırı bedensel ve ruhsal yüklemelerle dolduğunu anlatmaktadır.

Nostradamus ayrıca, başka tür eski bilgilerden de yararlanmıştır. Bunların başında, kozmosdan gelen enerjilerin ve tesirlerin dünya üzerindeki etkilerini inceleyen, kadim astroloji bilimi gelir. Bir zamanlar büyük bir sır olarak saklanan bu bilgiler zamanla dejenere olmuş ve günümüzde aslı astarı olmayan fallara ve astroloji yorumlarına dönüşmüştür. Günümüzdeki dejenere olmuş halini bir kenara bırakırsak, Nostradamus'un bu surları bir yerlerden öğrenmiş olduğunu söyleyebiliriz. Mevcut kanıtlar bunu gösteriyor. Nostradamus'un kullandığı astroloji, Judicelle Astrolojisi olup, bu yöntem Ortaçağın Hıristiyan Teologu Thomas Von Aguin (12251274) tarafından geliştirilerek yüzyıllarca resmi görüş olarak benimsenmiştir

Thomas görüşünü şöyle özetler: "İnsanın kaderiyle ilgili olan "Horoskop" caiz değildir. Günahtır. Çünkü özgür irade ile rastlantısal durumları bir birinden ayıramamaktadır. Astrolojik yöntemle (O devirde astronomi ve astroloji birlikte yürüyen bir bilimdi) büyük doğal felaketleri, savaşları, salgın hastalıkları, Ay ve Güneş tutulmaları önceden öğrenilebilir. Çünkü "Sebep-Sonuç ilişkisi "İlliyet Prensibi ile anlaşılabilir."

Konuyla ilgili olarak Nostradamus da oğlu Sezar'a yazdığı mektupta şöyle der: "Gökyüzü sonsuzdur. Geçmişin, şimdinin ve geleceğin üzerine kanatlarım serer. Tanrı tarafından yönlendirilen yıldızların çizdiği yoldan en büyük olaylar okunur. Bu yoldan Tanrı'nın hükümlerini görür insanoğlu."

Kendi tanımına göre kehanet mekanizması üç temel ilkeye bağlı olarak işlemektedir:

1- Atalardan gelen doğal kalıtım yani yetenek...
2- Sonradan kazanılan transa girebilme yeteneği ve bu yeteneğin geliştirilmesi...
3- Astrolojik bilgi düzeyi...

İşte Nostradamus'a göre kehanet mekanizmasının temelinde bulunan üç temel prensip bunlardır. Nostradamus'un yetiştirilmesinde iki kültürün el yazması eserleri önemli rol oynamıştır. Birincisi Eski Mezopotamya Uygarlıkları ve Mısır Uygarlığı'ndan kalma el yazmaları; ikincisi ise İspanya'da büyük bir uygarlık kuran Endülüs Emeviler'in kütüphanelerinde bulunan kitaplar...

Ayrıca büyük din bilgini Muhiddin Arabi'nin eserleri de Nostradamus üzerinde çok etkili olmuştur. İşte Nostradamus'un elde ettiği başarının temel nedenlerinden biri, bu kültürlere ait eski kaynakları çok iyi etüd etmesidir.

Ayrıca Nostradamus'un temel konsantrasyon ve yoga egzersizlerinin yanısıra, belirli bir gıda rejimi de uyguladığı tahmin edilmektedir.

Söz konusu kültürlere ait eski kitaplardan yararlanan Nostradamus, hem pratik uygulamalarla kendisini geliştirmiş, hem de teorik düzeyde Astrolojik bilgileri öğrenmiştir. Astrolojik bilgi düzeyinin çok iyi olduğunu, kendi de yazılarında doğrulamıştır. Bu arada her yıl Astroloji Yıllığı da yayınlayan Nostradamus'un Güneş Sistemi'nde o yıllarda henüz daha bilinmeyen gezegenlerden söz etmesi de, son derece düşündürücüdür...

Nostradamus'un Astroloji'yi kehanetlerinin zamanlarını göstermek için kullanmış olduğunu ve çalışmalarını tek başına sürdürdüğünü biliyoruz. Çilehanesinde bedeniden olabildiğince kurtulup, ruhsal fenomenler yaşadığı, yine kendi anlatımlarında bildirilmiştir. Oğlu Sezar'a hitaben kaleme aldığı yazısının bir bölümünde şu satırlara rastlıyoruz: "Tanrısal vahyin yardımıyla sürekli uykusuz geçen gecelerde kehanetlerimi yazdım..."

Bu söz açıkça ruhsal bir irtibatının olduğunu ifade etmesi bakımından önemli bir kanıttır. Bu söz ayrıca, Anadolu'daki Tasavvuf Dergahları'nda yapılan çalışmaları da hatırlatmaktadır...

Nostradamus'un Atatürk'ün gerçekleştirdiği devrimler hakkında da yıllar öncesinden söz etmiş olması konunun bir başka ilginç yanıdır. Yıllar öncesinden günümüze kadar ulaşan kehanetinde şöyle diyordu Nostradamus:

Bütün yasalar değişecek temelden
Türkiye'de iite öyle bir devrimle
Ve Mısır toprağı gidecek elden
Para da değişecek, para birimi de.

Kirlian Fotoğrafçılığı « Genel

Bay ve bayan Kirlian'ın yaptığı ilk kameranın şans eseri olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Semyon Davidoviç Kirlian bir gün elektrikli bir cihaz üzerinde çalışırken şiddetli bir elektrik çarpması geçirmişti. O günlük işlerini bırakıp evine gitti. Karısı Valentina, üzerinde çalıştığı bir fotoğraf işinde kendisine yardım etmesini istedi. Semyon birkaç yeni film aldı ve üzerine resim çekilmiş filmlerin yerine bunları taktı ve filmleri banyo etmesi için karısına verdi. Sonunda, filmler onları hayrete düşürdü. Negatiflerde mavi, sarı ve diğer renkler açıkça görülüyordu.

Semyon'un geçirdiği şiddetli elektrik çarpmasının onda, 'enerji yüklü'ellerinin temasıyla yeni filmlerde bir görüntü bırakmasına yol açabilecek bazı 'değişikliklere'neden olduğu sonucuna vardılar. Kirlian'ların, ruhun fotoğrafını çektiği söylentisi yayıldı. Bu, 1939 yılında olmuştu. İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması yüzünden keşif gizli tutuldu.

Kamera başlangıçta, bitkilerin veya onların bazı kısımlarının, özellikle yapraklarının fotoğraflarının çekilmesinde kullanıldı. Bu konuda pek çok şey yazılmıştır. Canlılık durumlarına göre çevreye yayılan auranın görülebildiği yaprak fotoğrafları, magazinlerde bile sık sık yer alıyordu. Yaprak bitkiye bağlıyken koparıldıktan hemen sonra ve epeyce zaman geçtikten sonra bu fotoğraflar çekiliyordu.

Aurada çok açık bir değişme görülüyor ve yaprak kurudukça aura yavaş yavaş kayboluyordu. 'Hayalet Yaprak Etkisi'(Phantom Leaf Effect) olarak bilinen bu olay, medyumların öne sürdükleri iddiaları kanıtlar nitelikteydi. Çünkü medyumlar, uzuvlarından biri kesilmiş kişilerin, kesilen uzuvlarının 'hayaletlerini'gördüklerini söylüyorlardı.

Kirlian Kamerası'nın Yapısı

Kirlian Kamerası cansız nesne veya canlı varlıkların fotoğraf görüntülerinin yüksek değerli bir elektriksel alan vasıtasıyla elde edildiği cihazdır.

Teknik bakımdan, bu görüntülerin elde edilmesinde kullanılan iki metot vardır. Birinci metot, söz konusu nesneye kuvvetlice elektrik vermek ve ondan yayılan radyasyonun karanlıkta normal bir kamera ile fotoğrafını çekmekten ibarettir. İkinci metotsa nesneye birinci metotta olduğu gibi doğrudan değil de, nesnenin çok yakınına yerleştirilmiş voltajı farklı bir veya iki tane metal plakadan geçirilen yüksek gerilimli akım uygulanır. Bu metotta kamera kullanılmaz; hassas fotoğraf materyali, nesneden doğrudan doğruya görüntü alacak şekilde düzenlenir.

Birinci metot (en azından teorik olarak) daha kapsamlı görüntülerin elde edilmesini mümkün kılar. İkincisi, daha düşük güçlü elektrik kullanarak çok daha fazla ayrıntının görülmesini sağlar. Bu nedenle deneycilerin çoğu güvenlik ve kullanım kolaylığı açısından birinci metottan vazgeçerek ikincisini tercih ederler.

İkinci metotta kullanılan sistem yukarıdaki şekilde şematik olarak görüldüğü gibi, sandviç biçiminde düzenlenmiş bölümlerden oluşur.

Cihaz metal plakaya yüksek gerilimli elektrik impulsları sağlayacak şekilde düzenlenmiş bir araçtır. Bu metal plakaya belli bir poz süresince yüksek gerilimli impuls uygulanır ve daha sonra üzerine obje konulup pozlandırılmış olan fotoğraf kağıdı banyo edilir. Banyo sonucunda fotoğraf kağıdı üzerinde; renkli fotoğraflarda mavimsi menekşe rengi haleler, siyah-beyaz fotoğraflarda ise, fırça veya tüy görünümünde karakteristik bir siyahlıkta ortaya çıkmaktadır.

Türkiye'deki ilk Kirlian Fotoğraf Makinası 1983 yılında Altan YILDIZ tarafından İstanbul Teknik üniversitesi Elektronik Mühendisliği'nde okuduğu yıllarda gerçekleştirilmiştir. Kendisi çeşitli fotoğraf çekme parametreleri ayarlanabilen bir makine ile yüzlerce canlı ve cansız obje üzerinde çalışarak fotoğraflar çekmiştir.

İnsanda değişik şekillere bürünen bir enerji realitesi bulunur; yani fiziksel, elektriksel, biyoelektriksel, biyoenzimatik enerjiler. Bu enerji formları karşılıklı olarak birbirine dönüşmektedir. Her canlı hücre bir şebekeye bağlıdır. Bir bakıma hiçbir hücre gerçekten bağımsız değildir. Bu şebeke sadece kan dolaşımıyla bağlantılı, kimyasal veya biyokimyasal olmakla kalmaz, her şeyden çok sinirlerle ilgili bir şebekedir, çünkü tüm hücrelerin biyokimyası en başta sinir sistemiyle yönetilmektedir. Sonuç olarak vücudumuzda tüm organlarımızı saran ve fiziksel, kimyasal, hücresel düzeyde, motor düzeyde ve bunlara benzer şekilde değişebilen bir 'sinir sistemi'enerjisi mevcuttur.

Akupunkturun temeli olan Çin Tıbbı kesin bir tavır alarak bu enerjinin insan bedeninde sürekli olarak tek yönlü aktığından söz eder. Bu enerji insan bedeninin sinir ağı boyunca daima akmaktadır. Dediklerine göre, kendi başına bir varlık olarak izole edilmiş halde onu asla bulamayacağımızdan dolayı bu sinirsel enerjiyi aramak zaman kaybıdır, çünkü biyoelektrik türden son derece süptil bir enerjidir. Ancak, kimyasal ve biyokimyasal değişiklikler oluşturarak varlığını hissettirir. Bununla beraber öyle görülüyor ki, insan bedeninin dış yüzünde cilt üzerinde akış yolları boyunca da kendini gösterebilir. Bu akış yollarında, elektrik akımının geçmesine karşı daima daha az direnç mevcuttur.

İnsan, enerjinin yanı sıra, beyni ve fizik bedeni ile 'tüm olmaya'şartlanmıştır ve öyle yönetilmektedir. Bedenli varlığın, hayatta kalması için ihtiyaç duyduğu bir psişe-can vardır.

Bu psişe-can 'aura'olarak tanımlanmıştır. Fizik bedenin içini doldurup dış yüzünü de sarar. Fizik bedenimizle diğer bir canlıya yaklaşıp ona dokunduğumuzda enerjimizi de, aynı zamanda o canlı ile irtibata geçiririz. Bu durumda bir biyoenerji diğer bir biyoenerji ile temas etmiş olur ve böylece, bir enerji alışverişine yol açılır. Cansız nesnelerle temas konusunda daha çok bizim enerjimizin onlara nakli söz konusu olur.

Beyin, dolayısıyla düşüncenin aktivitesini irade ile yönlendirmek suretiyle bu enerjiyi etkilemek mümkündür. İrade olmazsa hiçbir şey yapılamaz. İrade enerjiyi yoğunlaştırıp tek bir hedefe sevkeder. Yoga ve bazı teknikler bu amaca ulaşılmasında yardımcıdır. Bu olay, aynı zamanda deneysel olarak da ispatlanabilir, yani ele aldığım ünlü Kirlian fenomeni ile. Örneğin bir mıknatıstan yayılan elektromagnetik alanları çıplak gözle görmemiz mümkün değildir, ancak demir tozlarıyla bu magnetik alanın ışıma çizgilerini takip eden harikulade şekilleri görebiliriz.

İşte Kirlian fotoğraf tekniği de benzer bir prensiple çalışır. Normalde göremeyeceğimiz biyoenerji alanımız, özel bir elektrik alanı içine alınarak sınırları ve çeşitli ışıma şekilleriyle fotoğraf kağıdı üzerinde açıkça görünür hale getirilmektedir.

Bedenimizden yayılan enerji radyasyonunun, fotoğrafta görüldüğünden çok daha uzağa yayıldığını kabul etme eğilimindeyiz. Üstelik bu radyasyon üzerine zihinsel bazı enformasyonların da eklenmesi sonucu, sözgelimi telepati, ruhsal şifa vb. parapsikolojik olaylar daha rahat açıklanabilir ve anlaşılabilir hale gelir.