Parapsikoloji

Dixon ve Kehanetleri « Genel

Ünlü Filozof Leibniz'e göre her fert, gelecekteki olayların varlığını, kendi mevcudiyetinin derinlerinde hisseder ve bilir. Bu görüşü, çağımız Parapsikologları temel olarak ele almışlardır. Yapılan bütün geleceği bilme çalışmalarında, gelecekten bilgi verebilenlerin bulunduğu görülmüşse de, bu bilgiler ışığında geleceği değiştirebilen hiç bir kimsenin çıkmadığı da ayrı bir gerçektir. Bir örnek verelim...

Amerikalı Kahine Jeane Dixon, Başkan J.F. Kennedy'nin ölümünü 1952 yılında girdiği bir trans sırasında açıklamıştır. Ancak isim vermemiş suikasta uğrayacak kişinin ayrıntılı bir tarifini yapmıştı... Gelecekteki suikastın kurbanı olacak adamın mavi gözleri ve kumral saçları vardı. Genç ve mevki sahibi bir adamdı. Demokrat Parti'den 1960 yılında seçilecekti ve devlet hizmeti sırasında feci bir şekilde öldürülecekti. Onun bu kehaneti, 13 Mayıs l956'da "Parade Dergisi"nde yayınlandı.

John Kennedy 1960 seçimlerini kazanınca bu kehanet yeniden gündeme geldi. Çünkü suikasta uğrayacağı söylenen kişinin tarifine, inanılmaz bir şekilde Kennedy'nin uyduğu farkedildi... Dixon durumun zaten farkındaydı... Kennedy'yi defalarca uyardı. Ancak ona inananların sayısı oldukça azdı. Ciddiye alınmadı... Dixon adeta geleceği değiştirmek için elinden gelen her türlü uyarıyı yapmaya çalıştı ama geleceği değiştirmek imkansızdı... Ve korkunç gün hızla yaklaşıyordu...

6 Nisan 1967'de W. Daily News Gazetesi'ne verdiği bilgide, Senatör Robert Kennedy'nin başına korkunç bir şey geleceğinden söz ediyordu. Bunun üzerine "bu bir kaza mı?" diye kendisine sordular. "Hayır daha beter bir şey olacak... Silahla vurulacak" dedi...

9 Nisan 1968 yılında bir akşam yemeğinde ise misafirlere: "Robert Kennedy, ateşli bir silahla vurulacak. Olay bir komplonun sonucu değil, kişisel bir eylem olarak, kısa boylu bir çocuk tarafından işlenecektir."

1963 sonbaharında Kennedy öldürüldüğünde haklı çıktığı görüldü ama artık iş işten geçmişti... Dixon'un gerçekleşen başka kehanetleri de vardır. Örneğin Zenciler'in lideri Martin Luther King'in öldürüleceğini, 1967 yılında bir uzay kapsülünün yanacağını ve içindeki Astronotlar'ın öleceğini de çok önceden haber vermişti...

1969 yılında New York'da yayınlanan "Hayatım ve Kehanetlerim" adlı kitabında, gelecekteki olaylarla ilgili önemli kehanetlerini kaleme almış ve kamuoyuna duyurmuştu...

Nostradamus ve Kehanetleri « Genel

Alman yazar Kurt Allgeier, Nostradamus ile ilgili kitabında onu çağın en büyük astrologu olarak tanımlarken, onun aynı zamanda bir hekim olduğu gerçeğini de ön plana çıkartmıştır. O, birçok yorumcunun aksine, Nostradamus'u dünyanın sonunu haber veren bir kıyamet tellalcısı olarak değil, insanların yeniden dirliğe ve düzenliğe kavuşmaları olasılığının bulunduğunu müjdeleyen bir kahin olarak tanımlar.

Kurt Allgeier'in bu tanımlaması Nostradamus'un hayatını konu alan filmle de uyuşmaktadır. Hayatını konu alan film, kendisinin gizli yönlerini tüm açıklığıyla ortaya koyması bakımından önem taşır. Gelecekle ilgili kehanetlerini nasıl duru görü yeteneğini kullanarak aldığını film çok güzel gözler önüne sermiştir.

Kehanet olgusunu bilim dışı ve çağın gerisinde batıl bir inanç olarak gören ön yargıya verilen en güzel cevaplardan biri, Kurt Allgeier'in tanımlamaları ve açıklamalarıdır. Kimine göre büyük bir şarlatan, kimilerine göre ise dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük dehalarından biridir Nostradamus...

Yüzyıllar boyunca belirli bir geleneğe bağlı kalan Fransız Kralları, gelecekten haber veren bu kahinin Provence'deki mezarını bizzat ziyaret etmişlerdir. Nostradamus, yaptığı çalışmalarla "kahin ve astrolog" unvanına sahip olup da, kilise toprağına gömülen tek kişidir. Çünkü aynı iddiada bulunan arkadaşlarının bir çoğu, kilise tarafından büyücülükle suçlanarak yakılmışlardır...

Yüzyıllara damgasını vuran bu kişi kimdir?... Babası İsaşar adlı bir Yahudi kabilesinden gelmiştir. Söz konusu kabilede; Eski Ahid'de anlatılan birçok peygamberin yetiştirilmesi de bir başka ilginç ayrıntıdır...

14 Aralık 1503'de SaintRemy'de doğdu, 2 Temmuz 1566'da öldü. Ailesi Yahudi kökenli olmasına rağmen, o daha sonra din değiştirerek Katolik olmuştu. Genç Nostradamus klasik dil ve edebiyat öğrenimini tamamladıktan sonra Avignon'dan ayrıldı. Tıp okumak için 1522'de Montpellier'e gitti.

1525 yılında Montpellier Yüksek Okulu'na geçmiş, veba salgını çıkınca, hocaları ve öğrenciler kenti terk etmişti. Ancak o kentte kalarak veba salgım ile mücadele etmeyi seçmişti. Özel bir antibiyotik bularak kentte insanların birçoğunu kurtarmayı başardı. Bu, onu bir halk kahramanı yaptı.

1529 yılında doktorluk sınavlarını vererek diplomasını aldı. 1530 yılında profesör olduktan sonra görevinden ayrılarak Ager Şehri'ne gitti. Karısı ve çocukları çıkan bir salgında ölünce, muayenehanesini kapatıp 10 yıl boyunca Sicilya İtalya arasında dolaştı. Sonunda Salon'a yerleşti. 1544 yılında yine salgın hastalıklarla uğraştı.

1546-1548 yılları arasıda Aix Kenti doktoru olarak Veba'ya karşı başarılı bir mücadele verir. Salgının önlenmesinde büyük bir başarı kazanır. Sonunda ünü Paris Kralı'na kadar uzanır. 1556'da II. Henri, tıbbi danışmanlığından yararlanmak üzere onu Paris'e çağırdı. Gerçekte Kraliçe Calilerine de Medici oğullarının geleceklerini öğrenmek istiyordu.

Nostradamus geleceğe ilişkin birtakım vizyonlar görmeye başlamıştı. Ancak onun tarihe geçen ilk kehaneti Kraliçe Catherine'ye söyledikleridir. Kraliçe'ye şöyle demiştir: "Günü gelince üçü de aynı tahta oturacak..."

Kral II. Henri için de şunları söylemiştir: "Genç aslan çayırlar üstünde teke tek yaşlısını yenecek. Altından bir kafes içindeki gözünü delecek. Onun acılı bir can çekişmesi ile ölmesi için iki yara açacak..."

Kehaneti 1559 yılında gerçekleşti... Olay Margarete ile Savoye Dükası'nın düğününde meydana geldi: Düğün şerefine düzenlenen yarışmalarda Kral, genç Montgomery Dükü ile mızrak vuruşması yarışmasına katıldı ve korkunç bir kaza oldu. İngiliz'in mızrağı, Kral'ın altın miğferindeki tel örgü siperliği delerek gözüne saplandı!... II. Henri aldığı bu yara ile yaşamını yitirdi! Kehanet gerçekleşmişti!....

Nostradamus'un gerçekleşmeye başlayan kehanetleri birbirini takip etmeye başladı... Preslerin ölümleri, Fransa'da çıkan karışıklıklar, hep onun tarif ettiği şekilde meydana gelmeye başlamıştı.
Kehanetlerinin birbiri arkasına gerçekleşmeye başlaması bu konudaki ününü arttırdı. Gelecekle ilgili vizyonlar gören Nostradamus, bu bilgileri insanlara açık bir şekilde vermenin uygun olmadığını farketti ve belli bir süre sonra, gelecekle ilgili kehanetlerini, belli bir şifreli dil kullanarak üstü örtülü bir şekilde insanlara aktarmaya başladı. 1555'de, daha sonraları tüm dünyada geniş yankılara sebebiyet verecek olan kehanetlerini, dörtlükler halinde yazmaya başladı.

Bu kehanetleri ilk olarak "Lyon da Vrayes Centuries et Propheties" adı ile yayınlandı. Kitap yazarına çok büyük bir ün sağladı. Kitapda 1555'den 3797 yılına kadar geniş bir zaman dilimi içinde dünyada olacak önemli olaylarla ilgili Nostradamus'un kehanetleri bulunuyordu...

Nostradamus'un şifreli bir dil kullanmasından dolayı, kehanetler önceden pek anlaşılır özellikte değildi. Ancak kehanetteki söz konusu olaylar gerçekleşmeye başlayınca, kehanetin dili çözülebiliyordu. Zaten Nostradamus da kasıtlı olarak kehanetlerini bu şekilde şifrelendirmişti... Kısa bir süre sonra kehanetlerin gerçekleşmekte olduğu farkedildi.

Örneğin: Londra Yangını, Cromvel'in Kralı idam ettirmesi, Fransız Devrimi, 16. Louis'in ve Maria Antuanet'in idamları, Alman Fransız Savaşı, I. ve II. Dünya Savaşları, Mitler, Musolini, Churcil gibi liderlerin yaptıkları işleri, çağımızdaki buluşları, füzeleri, uçakları, denizaltılar, Aya Yolculukları, Yahudilerin İsrail Devleti'ni kuracaklarını ve daha birçok siyasal olayları şifreli bir dil kullanarak yüzyılların ötesinden insanlığa bildirmiştir... 1555 yılında, 3797 yılına kadar olacak olaylardan bahsedebilmesi onun kehanet gücünün büyük bir göstergesidir.

Kilise tarafından suçlanmamak için meydana gelecek bazı olayları, tarih sırasını değiştirmek zorunda kalmıştır. Çünkü kiliseyi yakından ilgilendiren ve kilisenin işine gelmeyen bazı gelişmelerden de kehanetlerinde bahsediyordu... Bunların başında Papalığın yıkılacağından söz eden kehanetleri bulunmaktaydı. Nitekim ölümünden sonra kehanetlerini içeren kitap, kilise tarafından zaman zaman yasaklanmıştır.

Nostradamus, kehanetlerinin ancak günü gelince anlaşılacağını; yine bizzat kendi yazdığı bir mısrada söylüyordu: "Geleceğin neler getirdiğini keşfedip saklayarak, büyük hükümdarların yaşantılarında...

Merak hiç bir şey söylemeyen, bir işkence sehpası... Her şey uzun bir sıra halinde dizilmiştir... İnsan onu ancak günü gelince öğrenecektir..."

Bazı yazılarından anlaşıldığına göre, Nostradamus doktorluk yaparken, teşhis ve tedavilerinde bir çeşit sezgi veya iç ses diyebileceğimiz bir yeteneğinden yararlanmakta ve bu yeteneği, o devrin birçok ders kitabından daha fazla işine yaramaktaydı. Onun tıp konusundaki yeni buluşlarına devrin otoriteleri ilk başta şiddetle karşı çıkmışlarsa da, salgın hastalıkları bu sezgisel gücüyle bulduğu yeni ilaçlarla durdurma konusundaki başarısı karşısında, herkes susmak zorunda kalmıştır.

İçten Gelen Ses

Tarihin çeşitli dönemlerinde yaşamış ünlü düşünürlerin de hep ifade ettiği bu mesele burada da karşımıza çıkıyor... Tıpkı Sokrat'ın "Daimonion"u, Atatürk'ün ESP gücü gibi, bunlar içten gelen sestir... Peki nedir bu içten gelen ses? Veya sezgi?... Doğal bir yetenek mi? Tanrısal bir güç mü? İşte günümüzde Yurtdışı'nda bilimsel anlamda araştırma yapan Parapsikoloji buna bir cevap aramakta, buna çözüm getirmeye çalışmakladır.

Duyular Dışı Algılamaların özel metotlarla geliştirilebileceği artık günümüzde kesin olarak bilinmektedir. Nitekim, Nostradamus'un da bu gücünü ortaya çıkartabilmek için büyük bir çaba harcadığı bilinmektedir. Bu amaç uğruna çok çaba sarfetmiş hatta bazı majik yöntemlere dahi başvurduğunu yine bizzat kendisi yazılarında belirtmiştir.

Elisabeth Belecour, "Nostradamus Tarihi" adlı kitabında, onun kehanetlerinin kökenini gizemli Eski Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarının kültürlerine bağlar.

Kehanetleri sağlayıcı görüntüleri alabilmek için Nostradamus'un bir dizi majik deney ve uygulamalara girdiğini en açık bir şekilde oğlu Sezar'a bıraktığı yazılardan anlıyoruz. O devirde simyacıların kullandıklarına benzer bir takım deneylerden söz eder ve sonunda bu seanslar bittiğinde aşırı bedensel ve ruhsal yüklemelerle dolduğunu anlatmaktadır.

Nostradamus ayrıca, başka tür eski bilgilerden de yararlanmıştır. Bunların başında, kozmosdan gelen enerjilerin ve tesirlerin dünya üzerindeki etkilerini inceleyen, kadim astroloji bilimi gelir. Bir zamanlar büyük bir sır olarak saklanan bu bilgiler zamanla dejenere olmuş ve günümüzde aslı astarı olmayan fallara ve astroloji yorumlarına dönüşmüştür. Günümüzdeki dejenere olmuş halini bir kenara bırakırsak, Nostradamus'un bu surları bir yerlerden öğrenmiş olduğunu söyleyebiliriz. Mevcut kanıtlar bunu gösteriyor. Nostradamus'un kullandığı astroloji, Judicelle Astrolojisi olup, bu yöntem Ortaçağın Hıristiyan Teologu Thomas Von Aguin (12251274) tarafından geliştirilerek yüzyıllarca resmi görüş olarak benimsenmiştir

Thomas görüşünü şöyle özetler: "İnsanın kaderiyle ilgili olan "Horoskop" caiz değildir. Günahtır. Çünkü özgür irade ile rastlantısal durumları bir birinden ayıramamaktadır. Astrolojik yöntemle (O devirde astronomi ve astroloji birlikte yürüyen bir bilimdi) büyük doğal felaketleri, savaşları, salgın hastalıkları, Ay ve Güneş tutulmaları önceden öğrenilebilir. Çünkü "Sebep-Sonuç ilişkisi "İlliyet Prensibi ile anlaşılabilir."

Konuyla ilgili olarak Nostradamus da oğlu Sezar'a yazdığı mektupta şöyle der: "Gökyüzü sonsuzdur. Geçmişin, şimdinin ve geleceğin üzerine kanatlarım serer. Tanrı tarafından yönlendirilen yıldızların çizdiği yoldan en büyük olaylar okunur. Bu yoldan Tanrı'nın hükümlerini görür insanoğlu."

Kendi tanımına göre kehanet mekanizması üç temel ilkeye bağlı olarak işlemektedir:

1- Atalardan gelen doğal kalıtım yani yetenek...
2- Sonradan kazanılan transa girebilme yeteneği ve bu yeteneğin geliştirilmesi...
3- Astrolojik bilgi düzeyi...

İşte Nostradamus'a göre kehanet mekanizmasının temelinde bulunan üç temel prensip bunlardır. Nostradamus'un yetiştirilmesinde iki kültürün el yazması eserleri önemli rol oynamıştır. Birincisi Eski Mezopotamya Uygarlıkları ve Mısır Uygarlığı'ndan kalma el yazmaları; ikincisi ise İspanya'da büyük bir uygarlık kuran Endülüs Emeviler'in kütüphanelerinde bulunan kitaplar...

Ayrıca büyük din bilgini Muhiddin Arabi'nin eserleri de Nostradamus üzerinde çok etkili olmuştur. İşte Nostradamus'un elde ettiği başarının temel nedenlerinden biri, bu kültürlere ait eski kaynakları çok iyi etüd etmesidir.

Ayrıca Nostradamus'un temel konsantrasyon ve yoga egzersizlerinin yanısıra, belirli bir gıda rejimi de uyguladığı tahmin edilmektedir.

Söz konusu kültürlere ait eski kitaplardan yararlanan Nostradamus, hem pratik uygulamalarla kendisini geliştirmiş, hem de teorik düzeyde Astrolojik bilgileri öğrenmiştir. Astrolojik bilgi düzeyinin çok iyi olduğunu, kendi de yazılarında doğrulamıştır. Bu arada her yıl Astroloji Yıllığı da yayınlayan Nostradamus'un Güneş Sistemi'nde o yıllarda henüz daha bilinmeyen gezegenlerden söz etmesi de, son derece düşündürücüdür...

Nostradamus'un Astroloji'yi kehanetlerinin zamanlarını göstermek için kullanmış olduğunu ve çalışmalarını tek başına sürdürdüğünü biliyoruz. Çilehanesinde bedeniden olabildiğince kurtulup, ruhsal fenomenler yaşadığı, yine kendi anlatımlarında bildirilmiştir. Oğlu Sezar'a hitaben kaleme aldığı yazısının bir bölümünde şu satırlara rastlıyoruz: "Tanrısal vahyin yardımıyla sürekli uykusuz geçen gecelerde kehanetlerimi yazdım..."

Bu söz açıkça ruhsal bir irtibatının olduğunu ifade etmesi bakımından önemli bir kanıttır. Bu söz ayrıca, Anadolu'daki Tasavvuf Dergahları'nda yapılan çalışmaları da hatırlatmaktadır...

Nostradamus'un Atatürk'ün gerçekleştirdiği devrimler hakkında da yıllar öncesinden söz etmiş olması konunun bir başka ilginç yanıdır. Yıllar öncesinden günümüze kadar ulaşan kehanetinde şöyle diyordu Nostradamus:

Bütün yasalar değişecek temelden
Türkiye'de iite öyle bir devrimle
Ve Mısır toprağı gidecek elden
Para da değişecek, para birimi de.

Uykuda Geleceği Görme « Psişik Güçler

John W. Dunne adlı bir İngiliz, gelecek ile ilgili olayların rüyalarda görülebilmesiyle ilgili araştırmalarıyla tanınmıştır. W. Dunne: "insanlar geleceği görebilme gücüne acaba farkında olmadan sahip midir?" diye sormaktadır. Acaba henüz olmamış fakat ileride olacak bazı olaylar bir an için gözümüzün önünden geçiyor ve biz bunu farketmiyor muyuz?

Geleceği önceden görebilmek meselesi yeni bir konu değildir... Asırlardan beri bazı sıradışı insanların kehanet gücüne sahip olduklarına inanılmıştır. Hatta inanışın da ötesinde, tarih içinde örnekleri de görülmüştür.

W. Dunne'nun hazırlayarak bilim adamlarına sunduğu raporda, rüyalarda gelecekten haber alınabileceğiyle ilgili kanıtları ortaya koymaya çalışmıştır. John W. Dunne, İngiltere'nin ilk askeri uçağının planını çizen dünyaca tanınmış bir uçak mühendisidir.

1928'lerde yayınladığı "Zamanla Bir Tecrübe" adlı eserde, W. Dunne, geleceği görme sahasında yaptığı araştırmalarını açıklamıştır. O yıllarda bilimsel çevrelerden çok miktarda eleştiri almasına rağmen aynı zamanda birçok psikolog ve fizikçi için yeni araştırma sahaları açmıştır.

W. Dunne bir şeyi daha evvel görmüş olmak duygusunun, aynı deneyimin daha önce bir rüyada insanın başından geçmiş olabileceğini iddia etti. Kendisini bu araştırmalara sevkeden, görmüş olduğu bir rüyası olmuştur.

W. Dunne o rüyasında kendisini bir adadaki dağın yamacında görmüştü. Dağın üzerindeki çatlaklardan duman ve buhar sütunları yükseliyordu. Bu manzara karşısında: "Tanrım bütün dağ infilak edecek" diye bağırmaya başlamıştı. Rüyanın daha sonraki bölümünde W. Dunne kendisini başka bir adada bulmuştu. Ölüm tehlikesindeki adalıları taşıyarak gemiler aramakla meşguldü. Kendisine yardım etmeyen Fransızlarla kavga ediyordu.

Bu rüyayı gördüğünde Afrika'nın tenha bir köşesinde bulunuyordu. Oraya gelen gazetelerde şu satırları okudu: "Martinigue'deki yanardağı patlamasında 40.000'den fazla insanın öldüğü tahmin ediliyor..." W. Dunne yazının geri kalan bölümünde patlamanın rüyasında gördüğü şekilde olduğunu okudu. Rüya gerçeğe uygundu... Bu olay üzerine uzun zaman düşünen W. Dunne, seneler sonra ikinci bir rüya gördü...

Bu rüyasında: "Yüksek demir parmaklıklarla çevrili iki tarlanın arasındaki yolda yürümekteydi. Aniden tarlanın birindeki bir at kişnemeye ve hiddetle tepinmeye başladı. Parmaklığa göz atan W. Dunne'nin içi rahatladı. Hayvan bunun üzerinden atlayamazdı. Fakat birkaç dakika sonra arkasında nal sesleri duyarak başını çevirdiğinde, azgın atın arkasından geldiğini gördü."

Ertesi gün mühendis kardeşi ile balığa çıkmıştı. Yolda giderken bir aralık kardeşine: "Şu ata bak" diye haykırdı. Etrafına bakındığında, rüyasında gördüğü yerde atın durduğunu hayretler içinde farketti. Yüksek parmaklığın arkasında da rüyasında olduğu gibi bir at çılgınca tepinmekle meşguldü.

W. Dunne: "Her şey rüyamdaki gibi olacak değil ya... Bu atın parmaklığı aşabileceğini zannetmiyorum" dedi. Fakat daha sözlerini bitirmemişti ki, at, parmaklığın üzerinden atladığı gibi üzerlerine saldırdı. İki kardeş zar zor kaçarak kendilerini kurtarabildiler. Bu olay W. Dunne'i çok etkilemişti. Atın saldırması değil, rüyasının gerçekleşmesi onu oldukça rahatsız etmişti...

W. Dunne bu türden rüyalar görmeye devam etti. Rüyalarda şaşılacak bir şey yoktu... Şaşılacak olan bu rüyaların gerçekleşmekte olduğuydu!... W. Dunne ilk önceleri geleceğe ait olayları görme duyusunun yalnız kendisine ait olduğunu zannediyordu... Ama bu tip olaylarla karşılaşan arkadaşlarım dinledikten sonra, bu olaylarla karşılaşan çok sayıda kişinin bulunduğunu farketti. Bu da onu araştırmaya ve olayın ardındaki gizemi çözebilmek için büyük bir çabaya yöneltti.

İlk araştırmaları, insanın geleceği görmesine engel olan şeyin uykuda bazı şartlar altında ortadan kalkabildiği gerçeğiyle karşılaşmasını sağladı. Fakat herkes bu şekilde geleceği göremiyordu. Kaldı ki birçok kişi uykudan uyandıktan sonra rüyalarım unutuyordu. Bu da ayrı bir sorundu. Belki de birçok kişi gelecekle ilgili bilgiler almakta fakat daha sonra uyanınca bunu unutmaktaydılar...

W. Dunne çalışmalarını sürdürürken rüyalarını unutmamak için kağıdını kalemini yatağın kenarında bulunduruyor ve gördüğü rüyaların tümünü uyandıktan sonra derhal not ediyordu. Tanıdıklarına da, rüyalarını bu şekilde kaydetmelerini söylüyordu.

Oxford Üniversitesi'nin öğrenceleri arasında yapılan bu tip deneyler; şaşırtıcı sonuçlar verdi. Geleceğe ait rüyaların geçmişe ait olanlardan çok daha fazla olduğu ortaya çıktı!...

"Zamanla Bir Tecrübe" adlı eserini bu araştırmalara dayanarak yazdı. W. Dunne daha sonraları, rüyaların geleceği öğrenmek için tek yol olmadığına karar verdi. Çok geçmeden uyanıkken de geleceğe ait bazı kehanetlerde bulunabildiğini keşfetti. Örneğin bazen hiç okumadığı bir kitabı eline alarak bunun içindeki olaylardan bahsedebiliyordu.

W. Dunne gördüğü rüyaların gerçekleşmesinden çok etkileniyordu. Bu olaylar, kendisine görünmeyen bir alemin görünmeyen bazı prensiplerini görünür kılıyordu. Ve sonunda insanın içinde büyük bir sırrın saklı olduğu gerçeğini kabul etti. Yaşamı boyunca çok sayıda insanın haberci rüyaları ile ilgili geniş bir araştırma yapan W. Dunne, özellikle kendisine anlatılan rüyaların içlerinden birkaç tanesini hiç ama hiç unutamadığını ifade etmiştir...

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy