Parapsikoloji

Semra Özal Anlatıyor « Paranormal Olaylar

Anlatan: SEMRA ÖZAL Yer: ANKARA Tarih:1994

Bu olayı Semra Özal, gazeteci Lale Barçın'ın Paris'te yaptığı bir röportajında anlatmıştır ve Lale Barçın'ın izniyle posta gazetesinin gizemler dünyası ekinde yayınlanmıştır. "Kendimi hiç yalnız hissetmiyorum. Çünkü yalnız değilim.. Turgut bey hep benim yanımda, o hiç gitmedi. Böyle konuşunca çocuklar benim bunalımda olduğumu sanıyorlar. Bilinmeyene karşı merakım çok fazla, bu konuları araştırıyorum. Bugüne kadar bu tür yayın yapan televizyon, dergi, gazete ve kitapları yakından takip ediyorum. Orada sözü edilenlerin bir çoğunu ben bizzat yaşadım.

Turgut bey öldükten sonra apar topar İstanbul'a taşındım, Eşyalarla hiç ilgilenmedim. Turgut beyin çok sevdiği baş uçunda duran bir masa saati vardı; saat taşınma esnasında bozulmuştu. Manevi değeri benim için büyüktü, Ben de bu saati İsviçre'de tamir ettirmeyi düşünüyordum. Ertesi gece birden uyandım. Gördüğüm şey inanılır gibi değildi, ışıklar yanıp, yanıp sönüyordu. Saat ise birden kendiliğinden kurulmaya ve akabinde de çalışmaya başladı.

Yaşadığı diğer açıklanamayan olaylarla ilgili bilgi vermeyen Semra Özal "Ben bu tür konuları inceliyorum. Bir çok şeyin mantıklı ve bilimsel açıklaması var. Ruhani dünya ile bu dünya arasında kuvvetli bir bağ var" diyerek sözlerini tamamladı.

Uğursuz Elmas « Paranormal Olaylar

Birçok elmas, uğursuzluklarıyla anılmıştır. Bunlar kimin eline geçene, onu felâkete sürüklediklerine inanılır. Bunlardan biri Mavi Elmas'tır. Sahiplerinden birinin adından ötürü, Hope Elması diye tanınır. 119,5 kıratlık bu eşi az bulunur elması, 1642'de Jean Tavernier adında bir Fransız gezgini Avrupa'ya getirmiştir. Elması Hindistan'da bir Buda heykelinin gözünden koparmıştı.

Bir Hintli rahip, bu davranışının kendisine uğursuzluk getireceğini söyledi. Gerçekten de uğursuzluklar birbirini kovaladı; Tavernier, elması Fransa Kralı XIV. Louis'e satmıştı. Aradan bir yıl geçmeden, Tavernier'i İspanya'da köpekler parçaladı. Fransa Kralı XVI. Louis ise elması karısı Marie Antoinette'e armağan etmişti. Onun da başına gelmeyen kalmadı.

1830'da Daniel Elias adında bir İngiliz, elması 200.000 liraya Banker Hope'a sattı. Hope. elması aldıktan kısa bir süre sonra, iflas etti. Daha sonra, çıldırarak öldü. Kanitovsky adında bir Rus prensi, bu söylentilere inanmayıp elması satın aldı, gözdelerinden soylu bir kadına armağan etti. Çok geçmeden, kadını bir başka dostu bıçakla öldürdü. Elmasın yeni sahibi Yunanlı Simon Monkaricies'ti. Açıkgöz adam, elması çok yüksek bir fiyatla, Sultan Abdülhamit'e sattıysa da, az sonra karısı, oğlu ile birlikte bir kazaya kurban gitti. Abdülhamit'in sonunu da bilirsiniz.

Böylece uğursuzluklar zinciri sürüp gitti. Devrin tanınmış kadınları bu elması takmak için birbirleriyle yarış ettiler, birçoğunun başına hiç umulmadık felâketler geldi. Son olarak Mavi Elmas'ı Yunanlı armatör Onasis'in karısı Tina almıştı. Ancak, o da hiç umulmadık bir zamanda, çok sevdiği kocasından ayrılmak zorunda kaldı. Uğursuz elmas şimdi Amerika'da bir müzededir.

Muhiddin Arabi « Genel

İslam düşünürleri ve alimleri arasında ayrıcalıklı bir yeri olan Muhiddin Arabi, geçmiş ve gelecek hakkında verdiği bilgilerle de kendisinden söz ettirmiştir. Geçmiş ve gelecekle ilgili bilgilerin de yer aldığı 500'den fazla eseri bulunmaktadır. Önemli eserlerinden biri olan "Fütuhatı Mekiyye"de ruhlarla görüşülebildiğini açıklar. Ruhlarla görüşmesinin nasıl olduğunu da üç maddeyle özetler:

l- Rüya yoluyla,
2- Onların ruhaniyetlerini davet edip görüşerek,
3- Bedenimden ruhumu ayırıp, onların yanına giderek.

"Tabutüs Sekine" adlı eserinde ise şöyle der: Allahü Teala bana öyle nimetler ihsan etti, bildirdi ki, istesem kıyamete kadar gelecek tüm velileri, kutubları, isim ve nesebleri, olayları bildirebilirim. Fakat bazıları inkar ederler de manevi kazançlarından kaybederler diye korkuyorum.

Ancak yine de gelecek ile ilgili bazı olayları kitaplarında bildirmiştir. Hatta Nostradamus'un Muhittin Arabi'nin bu kehanetlerinden alıntılar yaptığı da bazı araştırmacılar tarafından iddia edilmektedir. Yaşamı sırasında yoğun eleştirilere maruz kalan Muhiddin Arabi vefatından kısa bir süre önce şöyle bir kehanette bulunmuştu: Sin, Şın'a gelince, Muhiddin'in kabri ortaya çıkar. Sizin taptığınız, benim ayaklarımın altındadır. Bu sözleri dinleyenler hiç bir şey anlamadılar. Bu sözlerden kısa bir süre sonra 78 yaşında Şam'da vefat etti...

Ona düşman olanlar, mezarının üzerini çöplerle doldurdular. Aradan yıllar geçti. Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Han Şam'a geldi. Kabrini buldurup üzerindeki çöplerden temizletti. Üzerine bir türbe yaptırdı. Muhiddin Arabi'nin ölmeden önce sizin taptığınız benim ayağımın altındadır dediği yeri kazdırdı. Kazılan yerden l küp altın çıktı. Böylelikle Muhiddin Arabi'nin "siz Allahü Teala'ya değil de paraya tapıyorsunuz" dediği anlaşıldı. "Sin, Şın'a gelince" sözünün de ne anlama geldiği böylelikle ortaya çıkmış oluyordu. Muhiddin Arabi Arapça olarak Sin harfiyle Selim'i; Sın harfiyle ise Şam'ı ifade etmişti. Kehanetinin tüm ayrıntıları böylelikle ortaya çıkmış oluyordu...

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy