Parapsikoloji

Bedendışı Deneyimler « Psişik Güçler

Bütün insanlar için rüya görmek zorunluluktur. Çalışmalar, insanların rüya gömleksizin birkaç günden fazla yapamadıklarını göstermiştir. Zaten belli bir süreden sonra mantal sapma tezahürleri kendini göstermeye başlamaktadır. Rüya görmenin temel işlevi, şuuraltınızın, uyanıklık durumunda çözemediğiniz bazı hayatsal sorunlar üzerinde aralıksız çalışmasına izin vermektir. Böyle bir zaman olmasa, ağır mantal gerilimler ortaya çıkar. Zor bir zaman yaşadıktan sonra, daha fazla uykuya ihtiyaç duyduğunuzu fark ettiniz mi? Uyku, sorunlardan kaçış olmaktan ziyade, şuuraltının bir sorunu çözme zamanıdır.

Rüyalarımız şuuraltımıza bir giriş oluştururlar. Şuur ve şuuraltı benliklerinin ahenkli bir şekilde etkileşmeleri psişik becerilerin gelişmesi için gereklidir. Bu nedenle rüyaları anlamak ve onlar üzerinde çalışmak gereklidir. Ama önce rüyalarınızı hatırlamanız gerekir, değil mi? Aslında hepimiz rüyalarımızı hatırlama yeteneğine sahibiz, ama çoğumuz bunu yapmayız.

Rüyalarınızı hatırlamada sorununuz varsa, uykuya dalmadan önce iki üç defa bir doğrulamada bulunun. Örneğin, "Rüyalarımı hatırlayacağım." deyin. Bu faaliyetinizin sonuç vermesi birkaç hafta alabilir, ama sonunda, gecede birkaç kez bir rüyayla uyanacaksınız. Yatağınızın baş ucunda bir kalem ve not defteri bulundurun ve de rüyalarınızı kaydedin. Sabahleyin notlarınızı tekrar gözden geçirin ve eksik kalan ayrıntıları tamamlayın. Rüyalarınızı hatırlama ve kaydetme konusunda kendinizi bir kez eğittikten sonra gelen adını, rüyaları yorumlamaktır. Bazı rüyalar, şuuraltınızın günün tüm olaylarını gözden geçirdiği filtreleme rüyalarıdır. Bunlar bazen tıpatıp aynı, bazen sembolik olurlar. Filtreleme rüyaları genellikle, gece uykusunun başlarında görülürler.

Bazı rüyalar, henüz oluşmamış olayların görüldüğü haberci rüyalardır. Bu tip rüyalar genellikle berraktır ve kolayca hatırlanırlar. Rüyada gördüğünüz olay, genellikle doksan gün içinde oluşur. Size belli belirsiz aşina gelen bir şey, çoğu kez, o şeyi rüyanızda zaten yaşamış olmanızdan dolayıdır. Rüyalarınızın çoğu, günlük sorunlar üzerinde çalıştığınız psikolojik bir iç tanzim sağlar.

Rüyalarınızı anlamanıza yardımcı olmak üzere kendinize sorabileceğiniz pek çok soru vardır. Bu rüya, uyanıklık tecrübelerinin sadece yeniden gözden geçirilmesi midir? Bu rüya, bana şuurlu olarak korktuğum bir tecrübeyi mi yaşattı? Eğer bu bir uyanık hayat tecrübesi ise, ondan ne öğrendim? Bu rüya, sadece arzu ettiğim şeyi, bir isteğin tatminini mi yansıtıyor? Bu rüyada aşırı bir uç mu var? Eğer öyleyse, uyanıklık yaşamımda bunun zıddı olan aşın uca mı gideceğim? Acaba bu rüyada kozlar değişti mi? Yani, uyanıklık hayatında karşımdaki insanların yerine geçtiğim bir hâl mi yaşıyorum? Biraz zaman harcamak ve uygulama yapmakla, rüyalarınız kendinizi daha iyi anlamada size yardımcı olacaktır.

Bazı rüyalar fizik bedeninizle alâkalıdır. Örneğin, rüyanızda muz görmüşseniz, potasyum eksikliğiniz olabilir. Eğer rüyanızdaki mekân mutfaksa, yorum, rejim yapmakla ilgili olabilir; ama rüya mekânı banyo ise, tuvalete çıkma anlamına gelebilir. Şayet kırılan bir araba sileceği görürseniz, bir görme sorununuz olabilir.

Rüyalar, içinde yaşadığımız realiteyi geçici olarak iptal ettiğinden, orada yaşanan bazı olaylar imkânsız, hatta acayip olabilir. Bir rüya ne kadar tuhaf olursa olsun, hayatınız için bir anlam taşır. Eğer rüyanızı yorumlayamazsanız, daha objektif olan bir dostunuz muhtemelen bunu yapabilir. Bu da olmazsa, bırakın rüyanız not defterinde kalsın; birkaç gün sonra tekrar bakarsınız. Geçen zaman genellikle mânânın belirginleşmesine yardım eder.

Yapabileceğiniz bir başka şey, mesajı almadığınızı, aynı konu ile ilgili, ama bu kez anlayabileceğiniz başka bir rüya istediğinizi şuuraltınıza söylemektir. Aynen uyanıklık durumunda yaptığınız gibi, rüya durumunda da şuuraltınızı yönlendirebilirsiniz. Buna, programlama denir.

Programlama işlemini kolaylaştırmak için atmanız gereken bazı adımlar vardır. Yatmadan bir saat önce, gevşemek için hangi usulü biliyorsanız, onu uygulayın. Ilık bir banyo almak yararlıdır. Yoga yapanlarınız varsa, bu da iyi gelir. Fiziksel duyuların tatmini için gerekenleri yapmış olun. Bundan sonra, o gün yaşadığınız bütün olayları sırasıyla, yavaş yavaş, ama mümkün olduğu kadar objektif bir şekilde, kendinizi katmadan gözden geçirin. Ardarda geliş önemlidir.

Bu adım, rüya filtreleme zorunluluğunu hafifletir. Sonra, uyku sırasında şuuraltı dikkatinizi yönlendirmek istediğiniz sahayı belirleyin. Işıklan söndürün. Çok fazla enerji harcamadan, meseleyi, mümkün olduğu kadar uzun süre zihninizde tutun. Araya başka düşünceler girecektir. Onları yumuşak bir şekilde bir tarafa itin. Zihninizi, sımsıkı yapışmadan ve sertlik göstermeden hedefiniz üzerinde tutun. Uykuya dalmadan hemen önce, görmek istediğiniz rüyayı mırıldanmanız, şuuraltınızı konuya odaklamak bakımından iyi bir usuldür.

Rüyaların programlanması çeşitli sonuçlar getirir. Kimi zaman problemlerinizin çözümü, yardım isteğinde bulunduğunuz hemen o gece rüyanızda beliriverir. Kimi zaman ise bu, birkaç gün ve gece olabilir. Bazen rüyanın tümünü hatırlarsınız, bazen de sadece çözümü.

Uyku sırasında zihninizde olup bitenleri hatırlamada ustalık kazandığınız zaman, aynı anda bedeninizde oluşanları da hatırlama üzerinde çalışabilirsiniz. Ben buna "uykuda uyanıklık" diyorum. Bunu bir kitapta okuduğum zaman denemeye karar verdim. Bir gece yatağa uzanıp tekrarla şunu dedim: "Bedenim uyurken, ben uyanığım. Uyuyan bedenimde olup bitenlerin sürekli olarak farkındayım." Bu ısrarlı konsantrasyon, beni uyanık tutmaktan başka bir işe yaramadı. Bunun üzerine bu işten vazgeçtim ve ardından uyumuşum. Ama birdenbire tümüyle gevşemiş, uykuda olan bedenimin farkına varmayayım mı? Programlamanın işe yaradığını sevinçle anladım. Rüyalarımı gözledim ve bedenimin nasıl tümüyle atıl vaziyette olduğunu müşahede ettim.

Sonra, bacaklarıma doğru bir enerjinin nasıl aktığını gördüm; bacaklarım bu sayede yer değiştiriyor ve hareket ediyordu. Büyülenmiş vaziyette uyanma sürecini gözledim. Ağır, yatağı çukurlaştırmış vaziyette, enerjiyle dolmuş bedenim yavaş yavaş hayata döndü. Bulunduğum durumdan rahatsızlık hissettim; bu nedenle kımıldamaya ve esnemeye başladım. Saatin tiktakları ilerledikçe bana, büyüyüp genişlemişim ve hafiflemişim gibi geldi. Bedenimi hissetme tecrübesine öyle dalmışım ki, ancak bir saat sonra uyandığımı fark ettim. Uyanma süreci çok yumuşaktı; anî bir değişim söz konusu değildi. Daha önce böyle bir tecrübe yaşamama rağmen, bu olay bana şunu gösterdi ki, uyanıklık ya da farkındalık, şartlardan ziyade bir seçme meselesidir.

Bazı insanlar anîden uyanıverir; sanki bir düğmeye basmışlar gibi, şuursuzluktan şuurlu hâle geçerler. Bazıları ise, her iki hâl arasında gidip gelerek yavaşça uyanırlar. Bu hâllere verilmiş adlar vardır. Uyanma ve uyuma ya da uykuya dalma arasındaki safhaya ipnonomik, uyku ve uyanma arasındaki safhaya da ipnogojik denir. Anlayamadıkları bu fenomeni yaşayanlara öğütlerde bulunan bir kimse olarak, uyanmadaki ipnogojik geçiş sırasında kendine has bir felç geçiren birkaç kişiye rastladım.

Bunlar uyanıp da tamamen kendilerine geldiklerinde, iradî olarak konuşamadıklarını ve hareket edemediklerini görmüşlerdi. Korktukları takdirde, bu duyum uzuyordu. Fakat her halükârda iradî olarak hareket kabiliyeti kısa bir süre sonra tekrar kazanılıyordu. Bu durumda beden, bir hareketi yapmak için gereken enerji düzeyine ulaşmada, bedenini kullanmak isteyen o kişiye göre yavaş kalıyordu. Bu olayı bana bildirenlere direktifim, rahat olmaları ve gevşemeleri, olayı korkusuzca müşahede etmeleri ve ondan zevk almaları şeklindeydi.

Şuurun bu gidip gelme hâlleri sırasında, akıl yürütecek, fakat entelektinizin şuuraltınızı tıkamayacak kadar uyanık bir durumda bulunursunuz. Bu nedenle, iç benliğinizi programlamanız için fevkalâde bir fırsat sağlayan bu hâllerde, alışılmış hâllere göre çok daha açık ve alıcı vaziyette olursunuz. Bazı kimseler, programlarını teybe kaydederler ve uyurken çalmaya başlarlar; böylelikle mesaj şuuraltına, uyanık hâlde bulundukları duruma göre daha hızlı kök salar.

Beden dışı deneyimler, birçok insanın zannettiğinden daha yaygındır. Ancak, pek çok kimse bu deneyimini hatırlamamaktadır. Bazıları ise rüya gördüklerini sanırlar. Beden dışı deneyimler başlangıçta müzakere ettiğimiz şekilde diğer şuur hâlleri gibi kendiliğinden olur. Siz bu tecrübelerin daha çok farkına varabilecekken, bunlar irade dışı olarak, yani sizin şuurlu yönlendirmeniz olmadan oluşurlar. Değişik şuur hâllerini kasıtlı olarak meydana getirmek de mümkündür tabiî. Bu, ancak kendi kendimize şuurumuzu değiştireceğimize dair vereceğimiz ciddi bir karar sonucu ya da başkasına, bizim adımıza bunu yapmasına izin vermemiz sonucu oluşurlar.

Ekminezi « Psişik Güçler

Hipnoz veya psikolojik ayrışma halindeki süjede, içinde bulunduğu yaşamındaki ya da geçmiş yaşamlarındaki (enkarnasyonlarındaki) izlenimlerin tekrar canlanması olayına ve bunu sağlayan yönteme verilen addır.

Grekçe "ektos" (dışında, dışta) ve "mnimi" (hafıza) sözcüklerinden türetilen terim, ilk kez Fransız araştırmacı Dr. Pitre tarafından kullanılmıştır. Ekminezi olayında, hipnoz haline giren süjenin, "anıları hatırlaması" değil, eskiden cereyan etmiş olayları "yeniden yaşaması" söz konusudur. Ekminezi deneylerinde, süjenin uyanık haldeyken tam hatırlayamadığı veya tamamen unutmuş olduğu olayları bile tüm ayrıntılarıyla yeniden yaşadığı görülmüştür.

Ekminezi, reenkarnasyonun en önemli kanıtlarından biri olarak kabul edilir. Çeşitli ekminezi deneylerinde, yabancı dil bilmeyen süjelerin yabancı dil konuştukları, hiçbir müzik aletini çalmasını bilmeyen süjelerin de org ve piyano ile klasik müzik yapıtlarını çaldıkları görülmüştür.

Süjelerin geçmiş yaşamları (enkarnasyonları) ve yaşadıkları ev hakkında verdikleri ayrıntılı bilgilerin de, sözü edilen yerlerde yürütülen soruşturmalar ve eski kayıtların incelenmesi sonucunda doğru olduğu anlaşılmıştır.

Hipnoz yoluyla ekminezi üzerinde en fazla çalışmış kişilerden biri olan ABD'li psikolog Helen Wambach, 1088 süje üzerinde yaptığı ekminezi deneylerinin verileri sonucunda, ekminezinin reenkarnasyondan başka bir açıklaması olamayacağı sonucuna varmıştır. Psikolojik ayrışma yoluyla ekminezi yöntemini Dr. Bedri Ruhselman geliştirmiştir.

Trans « Psişik Güçler

Kimi parapsikoloji sözlüklerinde, "iradi hareketlerin yokluğuyla ve düşüncenin otomatizma içerisine girmesiyle nitelenen, psikolojik ayrışma hali" ya da "paranormal bir fenomenin ortaya çıktığı veya çıkabileceği, az veya çok derinlikteki bilinçsizlik hali" olarak tanımlanan trans, spiritüalistlere göre, "ruh ve beden ilişkisinin (dolayısı ile perispri ve beden ilişkisinin) gevşemesi ile oluşan özel bir hal" dir ve bilincin kaybolmadığı trans halleri de vardır.

Önceleri yalnızca medyumların içine girdikleri özel bir hal için kullanılan trans terimi, parapsikolojide 'değişik şuur halleri' kapsamındaki bir şuur hali olarak ele alınır. Parapsikolojideki trans hali, alfa dalgalarının sürekliliğinin yokluğu ile karakterize edilir.

Spiritüalizm, parapsikolojinin sağladığı verilerden yararlanmakla birlikte trans fenomeninin maddi yanından çok, manevi yanıyla ilgilenir. Spiritüalizme göre trans ya da medyumnik trans, insanlığın en önemli bilgi araçlarından biridir. İnsan, trans haline girmeden de bedensiz varlıklar aleminden gelen tesirleri çeşitli görünümler altında (rüya, sezgi, ilham, uyanıkken düş görme, vizyon vb.) alırsa da, öte alemden fizik aleme bilgi akışının en verimli yolu, bu gezegen için transtır.

Dünya insanlığı, binlerce yıldır ilahi kaynaktan geldiği kabul edilen bütün bilgileri trans sayesinde almıştır. Trans, kimi koşullarda kendiliğinden oluşabildiği gibi, hipnoz ve psikolojik ayrışma yöntemleri ile yapay olarak da oluşturulabilir. Psikolojik ayrışma yöntemi ile sağlanan trans sayesinde, hipnotik ve manyetik transtaki gibi medyumun bilincini kaybetmesi söz konusu olmadan, bedensiz varlıklardan tebliğ alınabilmektedir.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy