Parapsikoloji

Uğursuz Elmas « Paranormal Olaylar

Birçok elmas, uğursuzluklarıyla anılmıştır. Bunlar kimin eline geçene, onu felâkete sürüklediklerine inanılır. Bunlardan biri Mavi Elmas'tır. Sahiplerinden birinin adından ötürü, Hope Elması diye tanınır. 119,5 kıratlık bu eşi az bulunur elması, 1642'de Jean Tavernier adında bir Fransız gezgini Avrupa'ya getirmiştir. Elması Hindistan'da bir Buda heykelinin gözünden koparmıştı.

Bir Hintli rahip, bu davranışının kendisine uğursuzluk getireceğini söyledi. Gerçekten de uğursuzluklar birbirini kovaladı; Tavernier, elması Fransa Kralı XIV. Louis'e satmıştı. Aradan bir yıl geçmeden, Tavernier'i İspanya'da köpekler parçaladı. Fransa Kralı XVI. Louis ise elması karısı Marie Antoinette'e armağan etmişti. Onun da başına gelmeyen kalmadı.

1830'da Daniel Elias adında bir İngiliz, elması 200.000 liraya Banker Hope'a sattı. Hope. elması aldıktan kısa bir süre sonra, iflas etti. Daha sonra, çıldırarak öldü. Kanitovsky adında bir Rus prensi, bu söylentilere inanmayıp elması satın aldı, gözdelerinden soylu bir kadına armağan etti. Çok geçmeden, kadını bir başka dostu bıçakla öldürdü. Elmasın yeni sahibi Yunanlı Simon Monkaricies'ti. Açıkgöz adam, elması çok yüksek bir fiyatla, Sultan Abdülhamit'e sattıysa da, az sonra karısı, oğlu ile birlikte bir kazaya kurban gitti. Abdülhamit'in sonunu da bilirsiniz.

Böylece uğursuzluklar zinciri sürüp gitti. Devrin tanınmış kadınları bu elması takmak için birbirleriyle yarış ettiler, birçoğunun başına hiç umulmadık felâketler geldi. Son olarak Mavi Elmas'ı Yunanlı armatör Onasis'in karısı Tina almıştı. Ancak, o da hiç umulmadık bir zamanda, çok sevdiği kocasından ayrılmak zorunda kaldı. Uğursuz elmas şimdi Amerika'da bir müzededir.

Nazar « Paranormal Olaylar

Halk arasında oldukça güçlü bir inanış olan nazar değmesi olayının boş bir inanış olmadığı ve bilimsel çalışmalar alanına alınarak etkileri ve neticeleri dünyanın birçok ülkesinde değerlendirilmektedir. Nazar değmesine ilişkin düşünce çok eski ve derindir. Nazarın bazen söylenen bir sözden, bazen derinden bir bakıştan, bazen de iyi olmayan düşünceden kaynaklandığını biliyoruz. Bu nedenle kendimizi nazara karşı korumak amacıyla bazı yöntemlere başvururuz.

KEM GÖZ

Kem göz kavramı iki bölümde incelenir. Birincisi, şiddetli ve tesirli, diğeri ise belirsiz bir bakış anlamındadır. Biri kötü düşünceleri ve istekleri nakleden bir araç gibidir; diğeri ise gözün sahibi olan insanda varolan tehlikeli bir enerjinin kaynağından kendi istekleri doğrultusunda çıkan uğursuz bakış olarak değerlendirilir. Bu bakışa bir de söz unsuru karışacak olursa o zaman tehlike daha da büyük olur.

RUHSAL TESİR

Prof. Dr. Süheyl Ünver, nazar hakkındaki bir yazısında şöyle demektedir: "Bugün nazar değmesinin ruhsal mekanizmasının vücudumuzdaki atom enerjisine dönüşmesiyle ilgili olacağını bilmemiz gerekiyor. Bizde bir ruhsal tesir olduğuna göre vücudumuzdaki bazı maddelerin enerjiye dönüşmesi elbette ki mümkündür. Fikirlerimizin birgün yeni atom enerjisinin keşifleriyle ispatlanacağı inkar edilemez bir gerçektir. İnsan bir maddedir ve onun da ruh diyeceğimiz bir enerjisi vardır.

MAVİ BONCUK

Nazarın etkisine en etkili savunma mavi boncuktur. Mavi renk, çağlardan beri korunma prensibini temsil eder. O göğün rengidir. Rivayete göre Cengiz Han, babasının mavi bardağından su içerdi. Yüksek mahkeme başkanlığına verdiği emirde halkın taksim ve mahkeme kararları mavi deftere (Koko Debder) yazılsın, yasanın esasları ise ak kağıda mavi kalemle yazılarak nesilden nesile geçsin emrini verdiği söylenir.

Selçuklular, türbe ve medreselerini mavi çiniyle yapmaya özen göstermişler, gök medreseler birçok ilin süsleri olarak bizlere kalmıştır. Selçuklular mavi çininin koruyucu gücünü genellikle Ayet-el Kürsüyle takviye etmişlerdir. Bugün ise "maşallah" yazısı geniş ölçüde bu amaçla kullanılmaktadır.

DÜŞÜNCENİN ŞEKİLLENMESİ

Düşünce özel şekillere bürünmüş olan maddeden meydana gelmiştir. Bu şekiller gerçekten canlıdır, hassas ve durugörü yeteneği taşıyan kişiler tarafından görülebilirler. Düşünce şekilleri konusu uzaktan tesir ve telkin konusunun teknik temelini oluşturur. Nazar konusunda da söylenen sözün ya da düşüncenin şekil alması söz konusudur. Bu olguda aşırı beğenme, kıskançlık, aşırı heyecansal bir duygu, çekememezlik gibi durumlar söz konusuysa, elementlerinde etkisiyle düşünülen şey daha etkili olarak hedefe ulaşmış olur. Sonuç olarak da nazar dediğimiz olay gerçekleşir.

BİLİMSEL AÇIDAN NAZAR

Vücuttaki bazı enerjilerin yayıldığına ve bazı etkilerin bulunduğuna ilişkin parapsikolojik kanıtlar vardır. Nazar olayını da bu konuyla bağdaştırmak gerekir. Kirlian tekniğiyle yapılan incelemeler, vücutta değişen biyokimyasal hassasiyetleri ve yüksek iletme özeliği ile ışıldamaları göstermektedir. Prof. Dr. sitkovsky; 'Nazarın mistizmle hiçbir ilgisi yoktur. Bir insan düşündüğü zaman enerji yayar; bu enerji bazı kişilerde daha güçlüdür. Bu fiziksel ve fizyolojik bir gerçektir' demiştir.

Bedendışı Deneyimler « Psişik Güçler

Bütün insanlar için rüya görmek zorunluluktur. Çalışmalar, insanların rüya gömleksizin birkaç günden fazla yapamadıklarını göstermiştir. Zaten belli bir süreden sonra mantal sapma tezahürleri kendini göstermeye başlamaktadır. Rüya görmenin temel işlevi, şuuraltınızın, uyanıklık durumunda çözemediğiniz bazı hayatsal sorunlar üzerinde aralıksız çalışmasına izin vermektir. Böyle bir zaman olmasa, ağır mantal gerilimler ortaya çıkar. Zor bir zaman yaşadıktan sonra, daha fazla uykuya ihtiyaç duyduğunuzu fark ettiniz mi? Uyku, sorunlardan kaçış olmaktan ziyade, şuuraltının bir sorunu çözme zamanıdır.

Rüyalarımız şuuraltımıza bir giriş oluştururlar. Şuur ve şuuraltı benliklerinin ahenkli bir şekilde etkileşmeleri psişik becerilerin gelişmesi için gereklidir. Bu nedenle rüyaları anlamak ve onlar üzerinde çalışmak gereklidir. Ama önce rüyalarınızı hatırlamanız gerekir, değil mi? Aslında hepimiz rüyalarımızı hatırlama yeteneğine sahibiz, ama çoğumuz bunu yapmayız.

Rüyalarınızı hatırlamada sorununuz varsa, uykuya dalmadan önce iki üç defa bir doğrulamada bulunun. Örneğin, "Rüyalarımı hatırlayacağım." deyin. Bu faaliyetinizin sonuç vermesi birkaç hafta alabilir, ama sonunda, gecede birkaç kez bir rüyayla uyanacaksınız. Yatağınızın baş ucunda bir kalem ve not defteri bulundurun ve de rüyalarınızı kaydedin. Sabahleyin notlarınızı tekrar gözden geçirin ve eksik kalan ayrıntıları tamamlayın. Rüyalarınızı hatırlama ve kaydetme konusunda kendinizi bir kez eğittikten sonra gelen adını, rüyaları yorumlamaktır. Bazı rüyalar, şuuraltınızın günün tüm olaylarını gözden geçirdiği filtreleme rüyalarıdır. Bunlar bazen tıpatıp aynı, bazen sembolik olurlar. Filtreleme rüyaları genellikle, gece uykusunun başlarında görülürler.

Bazı rüyalar, henüz oluşmamış olayların görüldüğü haberci rüyalardır. Bu tip rüyalar genellikle berraktır ve kolayca hatırlanırlar. Rüyada gördüğünüz olay, genellikle doksan gün içinde oluşur. Size belli belirsiz aşina gelen bir şey, çoğu kez, o şeyi rüyanızda zaten yaşamış olmanızdan dolayıdır. Rüyalarınızın çoğu, günlük sorunlar üzerinde çalıştığınız psikolojik bir iç tanzim sağlar.

Rüyalarınızı anlamanıza yardımcı olmak üzere kendinize sorabileceğiniz pek çok soru vardır. Bu rüya, uyanıklık tecrübelerinin sadece yeniden gözden geçirilmesi midir? Bu rüya, bana şuurlu olarak korktuğum bir tecrübeyi mi yaşattı? Eğer bu bir uyanık hayat tecrübesi ise, ondan ne öğrendim? Bu rüya, sadece arzu ettiğim şeyi, bir isteğin tatminini mi yansıtıyor? Bu rüyada aşırı bir uç mu var? Eğer öyleyse, uyanıklık yaşamımda bunun zıddı olan aşın uca mı gideceğim? Acaba bu rüyada kozlar değişti mi? Yani, uyanıklık hayatında karşımdaki insanların yerine geçtiğim bir hâl mi yaşıyorum? Biraz zaman harcamak ve uygulama yapmakla, rüyalarınız kendinizi daha iyi anlamada size yardımcı olacaktır.

Bazı rüyalar fizik bedeninizle alâkalıdır. Örneğin, rüyanızda muz görmüşseniz, potasyum eksikliğiniz olabilir. Eğer rüyanızdaki mekân mutfaksa, yorum, rejim yapmakla ilgili olabilir; ama rüya mekânı banyo ise, tuvalete çıkma anlamına gelebilir. Şayet kırılan bir araba sileceği görürseniz, bir görme sorununuz olabilir.

Rüyalar, içinde yaşadığımız realiteyi geçici olarak iptal ettiğinden, orada yaşanan bazı olaylar imkânsız, hatta acayip olabilir. Bir rüya ne kadar tuhaf olursa olsun, hayatınız için bir anlam taşır. Eğer rüyanızı yorumlayamazsanız, daha objektif olan bir dostunuz muhtemelen bunu yapabilir. Bu da olmazsa, bırakın rüyanız not defterinde kalsın; birkaç gün sonra tekrar bakarsınız. Geçen zaman genellikle mânânın belirginleşmesine yardım eder.

Yapabileceğiniz bir başka şey, mesajı almadığınızı, aynı konu ile ilgili, ama bu kez anlayabileceğiniz başka bir rüya istediğinizi şuuraltınıza söylemektir. Aynen uyanıklık durumunda yaptığınız gibi, rüya durumunda da şuuraltınızı yönlendirebilirsiniz. Buna, programlama denir.

Programlama işlemini kolaylaştırmak için atmanız gereken bazı adımlar vardır. Yatmadan bir saat önce, gevşemek için hangi usulü biliyorsanız, onu uygulayın. Ilık bir banyo almak yararlıdır. Yoga yapanlarınız varsa, bu da iyi gelir. Fiziksel duyuların tatmini için gerekenleri yapmış olun. Bundan sonra, o gün yaşadığınız bütün olayları sırasıyla, yavaş yavaş, ama mümkün olduğu kadar objektif bir şekilde, kendinizi katmadan gözden geçirin. Ardarda geliş önemlidir.

Bu adım, rüya filtreleme zorunluluğunu hafifletir. Sonra, uyku sırasında şuuraltı dikkatinizi yönlendirmek istediğiniz sahayı belirleyin. Işıklan söndürün. Çok fazla enerji harcamadan, meseleyi, mümkün olduğu kadar uzun süre zihninizde tutun. Araya başka düşünceler girecektir. Onları yumuşak bir şekilde bir tarafa itin. Zihninizi, sımsıkı yapışmadan ve sertlik göstermeden hedefiniz üzerinde tutun. Uykuya dalmadan hemen önce, görmek istediğiniz rüyayı mırıldanmanız, şuuraltınızı konuya odaklamak bakımından iyi bir usuldür.

Rüyaların programlanması çeşitli sonuçlar getirir. Kimi zaman problemlerinizin çözümü, yardım isteğinde bulunduğunuz hemen o gece rüyanızda beliriverir. Kimi zaman ise bu, birkaç gün ve gece olabilir. Bazen rüyanın tümünü hatırlarsınız, bazen de sadece çözümü.

Uyku sırasında zihninizde olup bitenleri hatırlamada ustalık kazandığınız zaman, aynı anda bedeninizde oluşanları da hatırlama üzerinde çalışabilirsiniz. Ben buna "uykuda uyanıklık" diyorum. Bunu bir kitapta okuduğum zaman denemeye karar verdim. Bir gece yatağa uzanıp tekrarla şunu dedim: "Bedenim uyurken, ben uyanığım. Uyuyan bedenimde olup bitenlerin sürekli olarak farkındayım." Bu ısrarlı konsantrasyon, beni uyanık tutmaktan başka bir işe yaramadı. Bunun üzerine bu işten vazgeçtim ve ardından uyumuşum. Ama birdenbire tümüyle gevşemiş, uykuda olan bedenimin farkına varmayayım mı? Programlamanın işe yaradığını sevinçle anladım. Rüyalarımı gözledim ve bedenimin nasıl tümüyle atıl vaziyette olduğunu müşahede ettim.

Sonra, bacaklarıma doğru bir enerjinin nasıl aktığını gördüm; bacaklarım bu sayede yer değiştiriyor ve hareket ediyordu. Büyülenmiş vaziyette uyanma sürecini gözledim. Ağır, yatağı çukurlaştırmış vaziyette, enerjiyle dolmuş bedenim yavaş yavaş hayata döndü. Bulunduğum durumdan rahatsızlık hissettim; bu nedenle kımıldamaya ve esnemeye başladım. Saatin tiktakları ilerledikçe bana, büyüyüp genişlemişim ve hafiflemişim gibi geldi. Bedenimi hissetme tecrübesine öyle dalmışım ki, ancak bir saat sonra uyandığımı fark ettim. Uyanma süreci çok yumuşaktı; anî bir değişim söz konusu değildi. Daha önce böyle bir tecrübe yaşamama rağmen, bu olay bana şunu gösterdi ki, uyanıklık ya da farkındalık, şartlardan ziyade bir seçme meselesidir.

Bazı insanlar anîden uyanıverir; sanki bir düğmeye basmışlar gibi, şuursuzluktan şuurlu hâle geçerler. Bazıları ise, her iki hâl arasında gidip gelerek yavaşça uyanırlar. Bu hâllere verilmiş adlar vardır. Uyanma ve uyuma ya da uykuya dalma arasındaki safhaya ipnonomik, uyku ve uyanma arasındaki safhaya da ipnogojik denir. Anlayamadıkları bu fenomeni yaşayanlara öğütlerde bulunan bir kimse olarak, uyanmadaki ipnogojik geçiş sırasında kendine has bir felç geçiren birkaç kişiye rastladım.

Bunlar uyanıp da tamamen kendilerine geldiklerinde, iradî olarak konuşamadıklarını ve hareket edemediklerini görmüşlerdi. Korktukları takdirde, bu duyum uzuyordu. Fakat her halükârda iradî olarak hareket kabiliyeti kısa bir süre sonra tekrar kazanılıyordu. Bu durumda beden, bir hareketi yapmak için gereken enerji düzeyine ulaşmada, bedenini kullanmak isteyen o kişiye göre yavaş kalıyordu. Bu olayı bana bildirenlere direktifim, rahat olmaları ve gevşemeleri, olayı korkusuzca müşahede etmeleri ve ondan zevk almaları şeklindeydi.

Şuurun bu gidip gelme hâlleri sırasında, akıl yürütecek, fakat entelektinizin şuuraltınızı tıkamayacak kadar uyanık bir durumda bulunursunuz. Bu nedenle, iç benliğinizi programlamanız için fevkalâde bir fırsat sağlayan bu hâllerde, alışılmış hâllere göre çok daha açık ve alıcı vaziyette olursunuz. Bazı kimseler, programlarını teybe kaydederler ve uyurken çalmaya başlarlar; böylelikle mesaj şuuraltına, uyanık hâlde bulundukları duruma göre daha hızlı kök salar.

Beden dışı deneyimler, birçok insanın zannettiğinden daha yaygındır. Ancak, pek çok kimse bu deneyimini hatırlamamaktadır. Bazıları ise rüya gördüklerini sanırlar. Beden dışı deneyimler başlangıçta müzakere ettiğimiz şekilde diğer şuur hâlleri gibi kendiliğinden olur. Siz bu tecrübelerin daha çok farkına varabilecekken, bunlar irade dışı olarak, yani sizin şuurlu yönlendirmeniz olmadan oluşurlar. Değişik şuur hâllerini kasıtlı olarak meydana getirmek de mümkündür tabiî. Bu, ancak kendi kendimize şuurumuzu değiştireceğimize dair vereceğimiz ciddi bir karar sonucu ya da başkasına, bizim adımıza bunu yapmasına izin vermemiz sonucu oluşurlar.